Birkaç gün önce, eşim çok rahatsızdı. O kadar ki ayakta zor duruyordu. Doktorda ilaç vermiş ve dinlenmesini tavsiye etmişti. Ama gel gelelim çocuklar ve evin ihtiyaçları yüzünden bir türlü dinlenemiyordu. Ben de çocuklara hadi dışarı çıkalım biraz gezelim diyerek hanımın dinlenmesini düşündüm. Normal de büyük oğlum (11 yaşında) pek dışarı çıkmaz hatta özellikle benimle çıkmayı hiç sevmezdi. Ama bu sefer itiraz etmeyip çıkalım babacım dedi.

Ben de bundan dolayı onun sevineceği yerlere gidip onu mutlu etmek için elimden geleni yaptım. Küçük oğlumda (2 yaşında) zaten bir sıkıntı yoktu çünkü o dışarı çıkmayı gezmeyi çok severdi. Bütün gün gezdikten sonra akşam geç vakitte artık yeter herhalde diye düşünerek evin yolunu tuttuk. Aslında çocuklarımın o gün bana göstermiş olduğu sevgi ve mutlu bir şekilde gün geçirmiş olmak, eşimden çok bana yaramıştı. Geç vakit olduğu için eve hazır bir şeyler alıp yemek ihtiyacımızı da bu şekilde hallederiz diye düşünmüştüm. Bu konuda oğlumla yaptığımız istişare sonucu evimizin biraz ilerisinde olan lokanta da eşimin sevdiği şeyleri almaya karar verdik. Çok yorgunduk ama elimizdeki parayı minibüs yerine yemeğe vermeyi düşündüğümüz için eve kadar da yürüdük. Ama maalesef  biz gittiğimizde lokanta kapanıyordu ve elimiz boş kaldık. Başka etrafta bir şey olmadığı için biraz daha ileride başka bir lokantaya gitmeye karar verdik, ancak biz ona ulaştığımızda o da kapatıyordu.

Geriye yapacak 2 şey vardı ya tekrar çarşıya kadar gidip açık bir yer arayacaktık ya da eve gidip biz geldik ama elimiz boş geldik diyecektik. Oğlumun çarşıya kadar bu yolu tekrar geri yürüyeceğini düşünmediğim halde sordum ve şaşırtıcı bir şekilde hadi gidelim babacım dedi. Sevinerek çarşıya kadar geri gittik ve eşimin istediği yiyecekleri satan açık bir yer bulduk. Bu zorlu yolculuk zor olduğu kadar beni çok mutlu etti.

Elimizde yiyeceklerimiz eve geri dönerken büyük oğlum, babacım ben sana bir kıssa anlatmak istiyorum dedi. Tabi ki sevinirim dedim ve dinlemeye başladım.

Beş vakit namazını, yalnız kılmayıp cemaatle kılan temiz düşünceleri olduğu kadar Müslümanlığı gereği kendine de iyi bakan bir adamcağız yine bir gün;

Vakit yaklaşınca güzelce abdestini almış, güzel kokularını sürünüp temiz elbiselerini de giyinip kuşanıp hazırlanmış. Erken gidip cemaatle de hasbi-hal etmeye kendine düstur edinmiş olan bu adamcağız, cemaate katılmak için erkenden camiye doğruca yola çıkmış.

Ama yolda giderken bir yerde ayağı tökezlemiş ve yere yuvarlanmış. Üstü başı kirlenmiş. Ayağa kalkınca üstüne başına şöyle bir bakıp fazla düşünmeden evine geri dönmüş. Ama camiye gitmekten vazgeçmemiş, hemen elbiselerini değiştirip, tekrar camiye doğru yola düşmüş. Olacak bu ya aynı yere gelince ne kadar dikkat ettiyse de tekrar yuvarlanmış ve yere düşmüş. Vakit azaldığı için hemen eve hızlıca dönmüş ve elbiselerini tekrar değiştirmiş. Bu sefer daha hızlı bir şekilde yine yola düşmüş. Aynı yere geldiğinde yine tökezlemiş ama o sırada aniden birisi belirmiş ve yüzündeki korku ifadesiyle elinden tutmuş ve onu düşmekten kurtarmış. Önce teşekkür ettik ten sonra sormuş sen kimsin ve beni kurtarırken o yüzündeki telaş ve korku ifadesi de neydi bu kadar diye sormuş.

Karşısındaki cevap vermiş;

Şeytan;

– Ben şeytanım.

Adamcağız;

– Sen şeytansan neden beni kurtardın?

Şeytan;

– Aslında senin 1. düşüşünde sana çelme takıp yuvarlanmanı sağlayan bendim. Ama sen cemaate gitmekten vazgeçmeyip güzelce hazırlanıp tekrar yola çıkınca, Allah’u teala (c.c.)’nın hoşuna gitti ve senin geçmiş bütün günahlarını affetti.

– Bunun üzerine çok sinirlendim ve bu sefer vazgeçersin umudu ile 2. defa aynı yerde tekrar çelme taktım ve yuvarlanmanı sağladım. Ama sen yine vazgeçmedin. Bu Allah’u teala (c.c.)’nın o kadar çok hoşuna gitti ki senin Ailenin de bütün günahlarını affetti ve ben öyle rezil oldum ki meleklerin hepsi bana güldüler, lanetlediler ve sana dua ettiler.

– Bu üçüncü seferde ise ben sana çelme takmadım sen kendin düşüyordun, fakat ben bu sefer öyle korktum ki yine evine dönüp vazgeçmezsen Allah’u teala (c.c.)’nın merhametinin bolluğundan belki de senin yüzünden tüm ümmeti Muhammedin günahlarını affeder korkusuyla seni kurtardım. İşte yüzümdeki telaş ve korkunun sebebi budur.

diyerek bana anlattı ve sonrasında ekledi. Babacım ben bundan dolayı yani Rabbimin rızasını kazanmak ve şeytanın da kahrolması için bu gün seninle beraber çıktım ve yemek içinde o kadar dolaştım. Anladım ki bu kıssalarda anlatılanlar senin gibi iyi yürekli insanların başından geçen gerçek hikayelermiş.  Sana da bu kıssayı işimiz bittiği için anlattım, eğer bunu sana daha erken  anlatsaydım belkide sırf anlattığım için bugün bu zorluklara katlanacaktın, oysa sen bunu bilmeden kendin istediğin için katlandın tüm bu zorluklara dedi.

Ardından bana sordu baba ben de Rabbimin rızasını elde etmiş miyimdir. Melekler benim içinde dua etmiş midir. Cevap veremedim bu sorusuna taki eve döndüğümüzde eşimin çok daha iyi olduğunu görünceye dek.

İşte o zaman bak oğlum dedim,  sence de annenin bu hızla bu kadarcık zamanda iyileşmesi meleklerin senin için dua ettiğini, rabbimin de senden hoşnut olduğunu göstermez mi?

Oğlumun bir kıssadan bu kadar olumlu etkilenmesi ve bunun da bir aile saadetine dönüşmesi beni mutlu etti. Umarım bu tarz kıssalar herkesin hayatına güzellikler katar.