Astım

astmGünümüzde astım yaygın bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Astım, hastaların günlük hayatını olumsuz etkilemekte, iş gücü kaybına neden olabilmektedir. Her yaş grubunda görülebilen bu hastalık, bugün milyonlarca kişiyi etkilemektedir. Özellikle son 30 yılda endüstrileşmenin getirdiği hava kirliliği, iç ve dış ortamdaki tahriş edici maddelerinin artmasıyla astımlı hasta sayısıda artmıştır.

Astım, solunum yollarının aşırı duyarlılığı ile karakterize bir hastalıktır. Hastalar krizler şeklinde yoğunlaşan nefes darlığından muzdariptir.

Ağız ve burundan alınan hava, gırtlak ve soluk borusu ile akciğerlere iletilir. Soluk borusu, her biri birer akciğere gitmek üzere önce iki ana bronşa, bronşlar da bronşcuklara ayrılır. Bronşcukların ucunda kana oksijen geçişini ve kandan karbondioksitin atılmasına aracılık eden hava kesecikleri bulunur. Bu keseciklere havayı taşıyan soluk borularının içi, kaygan ve koyu bir salgı üreten hücreleri de bulunduran ince bir duvarla döşelidir ve istemsiz çalışan düz kaslarla çevrilmiştir. Bu kaslar çeşitli uyaranlara kasılarak cevap verir. Astımlı hastalarda işte bu cevap abartılıdır.

Astım alerjik ve alerjik olmayan şeklinde sınıflandırılabilir. Çocuklarda görülen çoğu astım vakası alerjiktir.

Kalıtım, astım oluşumunda hazırlayıcı faktörlerdendir. Çevresel alerjenlere karşı aşırı bağışıklık hücreleri üretilmesine atopi denir. Atopi ailesel özellik gösterir. Atopik ailelerin çocuklarında astım 2-3 kat fazla görülür.

Küçük çocuklarda, erkeklerde kızlardan fazla astım görülür. Erişkinlerde bu fark kaybolur. Astımlı çocukların üçte ikisinde hastalık devam eder. Astım çeşitli nedenlerle yetişkinlerde de başlayabilir.

Astımı başlatan en önemli faktör, solunum yoluyla alınan alerjenlerdir.

Astımın Sebepleri

Ev İçi Alerjenler

* En yaygın ev içi alerjen Mite’lerdir. Bunlar gözle göremeyeceğimiz, insan ve hayvan kepekleri ile beslenen mini canlılardır. Alerjen olan, bu canlıların kendilerinden çok, dışkılarıdır. Halıların tüyleri arasında, yataklarda, döşemelerde, özellikle ortam neminin %50’den fazla olduğu ortamlarda rahatlıkla çoğalırlar. Yani yatak ve oturma odaları bunların çokça bulunduğu yerlerdir. Çok küçük parçacıklar halindeki dışkıları ev tozları ile birlikte havalanıp solunur ve duyarlı kimselerde alerjiye yol açar. Bildiğimiz elektrik süpürgeleri ile yapılan temizlikle bunların sayısı azaltılamaz.

* Kedi, köpek tüyleri ve döküntüleri, çeşitli kemiriciler, hamam böceği artıkları ev içinde bulunabilen alerjenlerdir.

* İyi havalandırılmamış, nemli ve kapalı ortamlar mantar için iyi bir vasat sağlar. Bunlar da derjen olabilir.

Dış Ortam Alerjenleri

* İlkbahar ve sonbahar aylarında havada yaygın olarak bulunan ağaç, çayır, çimen polenleri önemli bir alerjendir.

* Küf ve mantar tomurcukları dış ortam alerjenlerindendir.

* Çeşitli kimyasallar, tahıl unu, mayalar ve havansal alerjenler mesleki astıma yol açabilir.

* Bu etkenlerin yanı sıra, bazı başka faktörler de alerjenle karşılaşan kişide hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırır:

* Sigara: Özellikle pasif içicilerin soluduğu sigaranın yanan ucundan çıkan duman, içe çekilenden çok daha tahriş edicidir. Bağışıklığı henüz tam gelişmeyen çocukların alerjenlere maruz kalması astım riskini artırır. Annesi-babası sigara içen çocuklarda risk yüksektir.

* Kapalı ortamlarda yakılan soba, ocak gibi gereçlerden çıkan gazlar, baca dumanı, egzoz gazları da astım oluşumunu kolaylaştırabilir.

* Bronşit gibi solunum yolu enfeksiyonları da solunum yolu duvarını harap edip, alerjenlerin kolay etki yapmasına neden olabilir.

Astım Dikkat İster

Saydığımız alerjenlerle ilk aşamada etkilenme sonrasında soluk borucuklarında mikrobik olmayan iltihap (inflamasyon) meydana gelir. Bu iltihap soluk borucuklarında aşırı duyarlalılığa ve daralmaya yol açar. Bu tablonun sonraki aşamalarında soluk borucuklarının duvarında şişme (ödem), damarlarda genişleme ve doku arasına sıvı çıkışı, mukus aşırı salgısı ve kıvamında artma meydana gelir. Uzun süren inflamasyon ile hava yolu duvarında kalıcı yapısal değişiklikler olur, hastalık yerleşik hale gelir.

Soluma yollarının daralmasının sonucu, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, öksürük ve hışırtılı solunumdur. Astım atakları tekrarlayıcıdır. Mevsime göre değişiklik gösterebilir. Geceleri ve sabaha karşı sık görülebilir. Nöbetler kendiliğinden veya ilaçlarla hafifler.

Astım nöbetleri, alerjenler, hava kirliliği, solunum yolu enfeksiyonları, hareket etme, yiyecek katkı maddeleri, sigara, korku, öfke gibi sebeplerle tetiklenir. Hasta boğulma korkusu içinde ve telaşlıdır. Soluk alabileceği en rahat pozisyonu bulmaya çalışır. Hava açlığı içinde pencereleri açar. Yüzeysel ve sık solur.  Havayı dışarı verirken ıslık gibi ses çıkarır. Dudakları, dili morarır. Yapışkan, koyu kıvamlı, bırakıldığında toplanan bir balgam çıkarmayla rahatlar.

Astım teşhisinin konulmasında, hastanın şikayetlerinden, solunum fonksiyon ve cilt testlerinden yararlanılır.

Astımın ilerleyen dönemlerinde hastada akciğerin esnek yapısının bozulup, bronş ve hava keseciklerinde kalıcı genişleme olur. Kriz sırasında genişlemiş hava keseciklerinin yırtılıp akciğer zar boşluğuna hava girmesi ve kalp yetmezliği gelişebilir.

Astım tedavisinde hastanın eğitimi ve tetikleyici faktörlerden olabildiğince uzak durması önemli yer tutar. İlaç tedavisi ise, solunum borucuklarındaki iltihabı baskılayarak hastalığı kontrol altına almayı, soluk yollarındaki daralmayı gidermeye çalışarak belirtileri azaltmayı amaçlar.

Uygulanan tedavilerle hastalık henüz tam olarak tedavi edilemese de, kontrol altına alınarak hastaların normal bir şekilde hayatlarına devam etmeleri sağlanabilmektedir.

Dr. Ruze Genç Semerkand Dergisi