Bu bölümde içe kapanık olmaktan, asosyallik ten, öz güven eksikliğinden ve utangaçlıktan nasıl kurtulabiliriz konusunu işleyeceğiz. Bir önceki bölümde ise aşağıdaki maddeleri incelemiştik. İlk yazıyı okumanız sizlere geniş bir bakış acısı sağlayacağından buraya tıklayarak kesinlikle okumanızı öneriyorum.

İlk Bölüm İçerikleri

  • Asosyallik ne demektir? Kimler Asosyal ve içine kapanıktır? Bunların belirtileri nelerdir?
  • Asosyallerin, Özgüven Eksikliği olan İnsanların, İçine Kapanıkların Özellikleri Nelerdir?
  • Neden Asosyal veya İçine Kapanık Olunur?
  • Asosyal, İçine Kapanık Olmanın Avantajları Nelerdir?

Öncelikle kendinize güvenmeye başlamalısınız. Bunun için sizi diğer insanlardan ayıran özelliklerinizi not alın ve bunları geliştirmeye başlayın. Her insanın muhakkak diğerlerinden ayrılan bir özelliği vardır. Önemli olan bunu tespit edebilmemizdir. Bu özelliklerinizle ilgilenen insanlarla tanışmaya çalışın.

Tespit ettiğiniz bu özelliklerinizi yavaş yavaş diğer insanların yanında kullanmaya yılmadan ve olumsuz tepkilere aldırmadan başlayın. Zamanla göreceksiniz ki artık siz eski siz olmaktan çıkmış ve yeni bir hayata başlamışsınızdır.

İnsanların arasına girmeye başlayın. Biraz kenarda durmanızın kimseye bir zararı yoktur. Ancak bu zamanlarda sesinizin tonunu düşürmeden ufak ufak fikirlerinizi söylemelisiniz. Yine bu yöntemde yılmadan devam ettiğinizde zamanla fikirlerinizin beğenildiğini ve sizi farklı konumlara taşıyacağına emin olabilirsiniz. Bir araya gelen insanların mevzularının ne olduğu çok önemli değil. Yeter ki siz de o topluluğun içinde olun.

Teklifleri geri çevirmemeye çalışın. Çok abzürt ve kötü teklifler dışında bütün tekliflere açık olun. Size sunulan basit veya önemli teklifleri kabul ettiğinizde insanlar size saygı duyacaktır. Önerilerin veya fikirlerin yanlış olduğunu düşünüyorsanız karşınızdaki insanları kırmadan farklı teklifleri onların kabul edebileceği şekle dönüştürerek siz sunun. Teklifiniz reddedildiyse dahi bundan hiçbir zaman çekinmeyin.

Birisi ile tanışmaktan hiçbir zaman çekinmeyin. Biliyorum ki sizin için en zor olanı budur ancak, önünüzde bir fırsat varsa bunu değerlendirmelisiniz. Hayat her zaman insanın önüne aynı fırsatları çıkarmayabilir. En doğru zamanı beklemeyin. Sizin adım attığınız her zaman en doğru zamandır. Çünkü bir daha ki sefere geç kalmış olabilirsiniz. En fazla ne olabilir sorusunu o an hızlıca düşünün ve anında karar verin. Eğer ilk konuşma konusunda heyecanınıza yenik düşeceğinize eminseniz, sadece derin bir nefes alıp olayları akışına bırakın. Yüzünüzün kızardığını falan hissediyorsanız da yaptığınız işten vazgeçmeyin. Bu olabilir ve sadece bir iki dakikayı geçmeyecek bir durumdur. Karşınızdaki çoğu zaman bunu fark etmeyecektir bile. Fark etse dahi bunu ona olan saygınızın bir göstergesi olarak görecek ve hoşuna gidecektir.

Sürekli kendinizi sorgulamaktan kurtulun. Acabalardan kendinizi kurtarın. Birçok şey kendiliğinden zaten yolunu bulacaktır. Zaman her zaman en iyi ilaçtır. Artık bazı şeyleri zamana bırakmalısınız.

Önemli bir görüşmeye, iş başvurusuna, yemeğe vs. bir topluluk önünde veya önemli te bir kişi ile konuşmanız gereken bir yere gidecekseniz herkesin önerdiği gibi aynanın karşısına geçir provalar, tekrarlar yapmaktan vazgeçin. Zaten o çalışmalarınız hiçbir zaman prova ettiğiniz gibi olmayacaktır. Akışına bırakmaya, rahat olmaya çalışın. Hatta mümkünse bambaşka şeyler ile ilgilenin.

Yeni gelişen bir tabirle kuğul olmaya çalışmayın hiçbir zaman. Aslında kuğul olan insanlar toplum gözünde sanıldığı aksine değerli değildirler. Sürekli bir şeyler için beklemek ve zaman kaybı yaşamak zorunda olanlardır. Değerleri gün geçtikçe düşecektir.

Hiçbir konuda başarısız olmaktan çekinmeyin. Gayret edin ama başarısızlık sizi yıldırmamalı. Bilin ki sizden önce de sizin yapmaya çalıştığınız işi yapmaya çalışan bir sürü kişi başarısız olmuştur ve bu konuda birisi illaki başarılı olacaktır. Bu neden siz olmayasınız? Denemekten vazgeçmeyin.

Zaman zaman insanın karşına çıkan bazı olaylar, bu durumdan kurtulmalarına sebep vesile de olabilir. Önemli olan fırsatları kaçırmamaktır. Örneğin kendimden bahsetmek gerekirse. Ben çocukluğumdan beri aşırı içine kapanıktım. Hatta ailem benim bu durumuma çok üzülür ve benim sosyalleşmem için türlü türlü çarelere başvururlardı. Sanırım şimdi o günlerimi hasretle anıyorlar 😀

Başımdan geçen olaylar;

1-Bilgisayarla uğraşımdan dolayı yaşadığım şehrin kapalı spor salonunu hınca hınç doldurulmuş bir gösteride bilgisayar ile alakalı işlerini yapıyordum. Gösterinin başlaması gereken zaman gelmişti. Sahnede bir kenarda bilgisayar işlerimin son kontrollerini yaparken birden gösteriyi düzenleyen kişi (elbette tanıdığımdı) yanıma gelerek sunucunun gelmediğini ve sunuculuk yapmam gerektiğini söyledi. Elbette ki karşı çıktım ama nasıl olduğunu anlamadan elime dakika dakika sıralanmış sunucu anlatımlarının kâğıtları tutuşturuldu ve bana ne demem gerektiği hakkında hızlı bir ders verilmeye başlandı. Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş bir şekilde mikrofonun önündeydim. Öncelikle herkese durumu anlattım ve özür dileyerek sunuma başladım. Ama elimdeki kâğıtlardan ziyade ortama uygun kendimce konuşmaya başladım. İnanın 15 dakika kadar konuştuktan sonra yanıma birisi yaklaştı ve sanatçıyı davet etmem gerektiğini söyledi. Sanatçıyı davet edip arkaya çekildiğimde sunucunun geldiğini gördüm, ama sunucunun değil benim devam etmem konusunda ısrarcı oldular. O gün benim için milat sayılırdı. Kenarda köşede belki görebiliriz diye gelen ailem bile beni sahnede gördüklerine çok şaşırmıştı. Sonraları birkaç gösteriye sunucu olarak davet edildim ama elbette gitmedim.

Bu benim kendimi istersem asosyallikten kurtarabileceğimin ilk kanıtıydı. Ama maalesef nasıl olduğunu bilemediğim bir şekilde eski hayatıma devam ettim.

2- Bir gün yaşadığım şehrin özel tv kanallarından birisi iş yerime ansızın geldi ve röportaj yapmak istediklerini söyledi. Tabi buyurun yaparız dedim ama o sırada ben bilgisayarımda önemli bir iş yapmaktaydım. Bana sorular sormaktaydılar ve bende cevap veriyordum. Ama bir yandan da işime odaklıydım. Teşekkür ettiklerinde ben vaz mı geçtiniz dedim. Hayır, tamamladık dediklerinde iyide ben çalışıyordum size doğru dürüst cevap veremedim sadece konuşuyoruz sanmıştım dedim. Bir hafta sonra tekrar geldiler ve röportajımızın çok beğenildiğini tekrar tekrar yayınlandığını söylediler. Ardından şehrimize ait diğer 2 tv kanalı da benimle röportaj için sık sık gelmeye başladılar.

Bu da bana aslında rahat olmanın kendini kasmaktan çok daha iyi sonuçlar doğurduğunun kanıtıydı.

2- Çalıştığım şirket büyük bir firmaydı ve tüm şehirlerde hatta hemen hemen her ilçede bayilik temsilcilerimiz vardı. Bu temsilcilerin her biri çok iyi eğitimli ve konumlarından dolayı çok itibarlı kimselerdi. Daha önceden firmamıza sunmuş olduğum Şirketimize davet edilen tüm bölge temsilcilerine özel bir sunum yapmam gerektiğini söylediler. O gün de şirket patronlarının yanında en uzun gösteriyi ben yapmıştım. Beğeni ve tebrikler beni farklı bir konuma getirmişti.

Bu benim kendime güvenimi tamamen sağlamıştı.

Dahası derseniz ben artık Asosyal değilim, Utangaç yerine göre değilim, Başaramamaktan korkmuyorum, Kendimi ifade edip özgüvenimi tam anlamıyla sağladım diyebilirim. Bunun için yaptığım şey ise kendimle barışık oldum ve sadece elime gelen fırsatları geri tepmedim. En önemlisi de neden ben asosyal bir insanım diye hiç sormadım. İnanıyorum ki bu yazılar birçok kişiyi faydalı olacaktır.

Yorumlar kısmına kendinizi ifade etmekten çekinmeyin.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: