Bumerang - Yazarkafe

Her İnsanın Başına Bir Polis

Ne kadar imkansız gibi gözükse de çocukluğumda bende bu hayali kurardım. Her insanın başında bir polis olursa ülkede savaş olmaz, böylelikle insanlar rahatça ve barış içinde yaşayabilir derdim. Tabi şartlar gereğince imkansız olan düşüncenin dezavantajlarını hiç düşünmezdim. Sürekli gözetlenmek (mimlenmek), Sence makul olan bir yaşayış biçimi bizi takip eden kişi tarafından makul görülmemesi halinde suçlu duruma düşmek, gruplara ayrılmak (bölünmek) vs.. gibi.

Burada yanlış anlaşılmaması için açıklama yapıyorum: Polis sadece bir benzetmedir. Polisimiz bizim her durumda güvenliğimiz ve güvencemizdir. Ama kurallar ilahi kurallar olmayınca veya toplumun genel kabul ettiği kurallar olmayınca bizi izleyenlerin kurallarını zorla kabul ettirilme den şartlandırılmadan bahsediyorum.

Şimdi bu teknoloji sayesinde kısmen yapılabiliyor. İnternette aynı durumda olacak. Tam bir kontrol sağlanmaya çalışılıyor. Bence özgürlük, her şeyiyle yani sınırsız özgür olunduğunda kelime manasını kazanır. İnsan oğlunun tamamen özgür olmasına bende karşı olanlardan biriyim. Fakat bunun internete kadar devletin veya bir kurumun kontrolünde olmasını kesinlikle kabul edemem.

Bir çok insan bu sınırlamayı çocuklarının ahlaki açıdan gelişmesini olumsuz etkilememek adına iyi olduğunu düşünüyor. Oysaki bunu kurumlara bırakmaya gerek yok. İnternet üzerinde gerek bedava gerekse ücretli zaten bir sürü güvenlik programları mevcut. Evine interneti çocuğunun gelişmesi için alabilecek her insan bu güvenlik programlarını kendi veya herhangi bir servise çok rahat kurdurabilir.

22 Ağustos’ta internete ne olacak?

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nca (BTK) hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar” 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu uygulamayla kullanıcılar BTK’nın belirlediği 4 internet filtresinden birini seçecek. Filtreyi aşmak suç sayılacak. Filtre kıstasları ise tamamen BTK tarafından belirlenecek. Bu uygulama dünyada Çin, Küba, İran gibi internetin “tutuklu” olduğu ülkelerde kullanılıyor.

22 Ağustos’ta yürürlüğe girecek olan ve “çocukları korumayı” hedeflediği öne sürülen yönetmelikle aslında tüm kullanıcılara sıkı kontrol getiriliyor

Geçtiğimiz günlerde basının gündemine gelen “yasaklı kelimeler listesi” büyük tepki almıştı. Ancak bu yasaklı kelimeler listesinin buzdağının görünen kısmı olduğu çok geçmeden ortaya çıktı.

Dayanağı nedir?

5809 sayılı Kanunun 4’üncü 6’ncı ve 50’inci maddeleri ile 28.07.2010 tarihli ve 27655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği?nin 10’uncu maddesi hükümleri kapsamında, BTK tarafından hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı” 22 Şubat 2011 tarihinde onaylanarak, 22 Ağustos 2011’de yürürlüğe girmesine karar verildi.

22 Ağustos’ta devreye girecek sistemde internete devlet daha doğrusu “BTK” tarafından belirlenen 4 filtre tipinden birini seçerek girebileceğiz. Filtreyi aşmak ya da aşmaya çalışmak suç sayılacak. Ayrıca internet servis sağlayıcıları filtrelerin aşılmasını engellemekle sorumlu tutuluyor, aksi halde onlara da ağır para cezaları öngörülüyor.

Düzenlemeye göre 4 tip filtre yer alacak. Aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket. Her internet abonesi bunlardan birini seçmek zorunda kalacak. Tam olarak ne olduğunu anlamadan alt yazılar okunmadığında sonra pişmanlık duyan kullanıcılar misali. Bu filtre tipini internet kafelerde uygulanan “Websense” filtresine benzetebiliriz. Yani sadece internet kafenin belirleyebildiği sitelere girebileceksiniz. Bu tür filtre sistemleriyle içeriğinde sorun olmasa bile birçok sitenin filtreye takıldığı kullanıcılar tarafından biliniyor.

Git gide uçsuz bucaksız bir dünya olma yolunda ilerleyen interneti “güvenli internet” sloganının arkasına sığınarak “terbiye edilmiş internet”e dönüştürecek bu uygulamanın dünyada sınırlı sayıda örneği var. Bu örneklerde Çin, Küba, İran gibi internetin sıkı bir sansür altında tutulduğu ülkelerle sınırlı.

Bu uygulama ile internet kullanıcıları sınıflandırılmakta ve bu esaslarla “internetteki zararlı içerikten korunma” adı altında internet sınırlandırılmaktadır.

Bu tür filtreler şu anda da var

Bu tür filtre sistemleri işletim sistemleri, internet servis sağlayıcılar ya da internetten bulunabilecek programlar sayesinde isteyen kullanıcılar tarafından zaten istenildiği zaman kullanılabiliyor. Yani zaten kullanıcı böyle bir opsiyona sahip. Ancak BTK’nın uygulamasıyla bu durum bir opsiyon olmaktan çıkıp zorunluluk haline geliyor.

Türkiye’de internet nereye gidiyor?

BM desteğiyle Freedom House tarafından Nisan 2011 de yayınlanan İnternette Özgürlük Raporu’na göre, Türkiye’nin “kötü puan’ını 42’den 45’e yükselterek” internete erişim özgürlükleri konusunda  geriye doğru gitmeyi sürdürüyor.

Bu uygulamayla BTK, kimin hangi siteye girebileceğine, hangi blogu okuyabileceğine, hangi tartışma grubuna katılabileceğine kendi kendine karar vermiş olacak. İstediği herhangi bir siteyi, sayfayı kara listeye alarak sizin ulaşmanızı engelleyebilecek.

Standart paket sansürsüz değil mi?

En özgür gibi görünen Standart paket de bir filtre paketi ve BTK tarafından belirlenen erişim engellerine ve kara listelere tabi. Yani YouTube kapalıyken önceden DNS ile girebiliyordu. Ancak bu paket altında erişimi engellenmiş YouTube’a girmek mümkün olmayacak. Yani başbakanda giremeyecek :=(

Dava açıldı

IPS İletişim Vakfı-Bianet, 13 Nisan 2011 tarihinde  “yürütmenin durdurulması” talebiyle, söz konusu usul ve esaslara karşı Danıştay’a iptal davası açtı.  Vakıf, Danıştay’a yaptığı başvuruda BTK’nın aldığı yeni kararın yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle tanınan temel hak ve özgürlükleri ölçüsüz şekilde kısıtladığını belirtti.

Bu yazı dizisini serhaber’den de okumak için tıklayınız

Benzer konular